17 Kasım 2012 Cumartesi

Ders Notları

Üniversite Öğrencisinin Mezun olmadan önce yapması gerekenler :)


1-En az 60 tane kitap okumak
2-Yabancı bir dil öğrenmek
3-En az bir tane enstrüman çalmak
4-Ehliyetiniz yoksa ehliyet almak
5-Bir tane blog açmak ve yazılar yazmak.Hatta bu blogdan faydalanarak para kazanmak.(Ders notlarını blogunuzdan servis edip para kazanabilirsiniz.) Bloglarda yazdığınız yeni fikirler veya anılarınız unutulmaz olacaklar
6-Gelmiş geçmiş en iyi 150 filmi 4 yılda tamamlayabilirsiniz
7-Tiyatro,sergi,gösteri vs. gibi sanat dallarını kaçırmamak
8-Okuduğunuz ilin etrafında bulunan illeri gezmek
9-100TL ile başlasanız bile borsada işlem yapmak.
10-En az 100-200 fotoğrafa sahip olmak
11-Belirli bir süre yurtta kaldıktan sonra ev hayatına geçmek.(Ne olursa olsun yurtta 1 sene kalın bence.)
12-Satranç, domino, dama, briç vb zeka geliştiren oyunlardan bilmediğiniz birini öğrenmek.(Batak, poker, briç,king bunları katmıyorum bile.)
13-En az bir tane dans öğrenmek.(Çiftetelli bile işe yarar.)
14-En az bir spor dalı ile ilgilenin diyeceğim ama bu zor bir seçenek.
15-En az bir tane kutsal kitap okumak.(Kuran,İncil,Tevrat,)
16-En az bir tane şiir ezberleyin.
17-Yurtdışında erasmus yapmak ve yabancı arkadaşlar edinerek gidilen yerlerin kültüründen yaşam tarzından birşeyler öğrenip iyi olanları hayata uygulamak.
18-Üniversite bittikten sonra bir çok ilde seni ağırlayabilecek en az 10 arkadaş sahibi olmak

Okul bittikten sonra bu saydıklarımdan bir çoğunu o iş bulma,çalışma, hayat kurma kargaşası içinde yapamayacaksınız o yüzden bu saydıklarımı üniversite hayatı içerisinde yapalım ki gerçek hayata atıldığımız zaman arkamıza baktığımızda güzel şeyler bıraktığımızı görüp bunların faydasını sosyal ve iş hayatında görelim.. (Bu tavsiyelerim az veya bazıları gereksiz gelebilir artık kendinize göre bunların üstüne bişeyler koyarsınız)

28 Ağustos 2012 Salı

Mersin-2012-summer

MERSIN-BOĞSAK

Boğsak Silifkeden 18, Taşucundan 7-8 km uzaklıktadır Antalya yolu üzerindedir. İncekum denizi ve incekum limanı ile tanınır. Taşucunu geçtikten sonra arabayla 10 dk sonra yolun sol tarafında fark edeceksiniz.


Hayatımda gördüğüm en güzel,en temiz gördüğünüzde 'vaov burası cennetten bir parça' diyeceğiniz yer olan Boğsak'daydım geçen hafta arkadaşlarım babam ve çek cumhuriyetinden gelen misafirimle. Denize girdikçe ne kadar derine giderseniz gidin farkedeceğiniz şey denizin dibini sürekli görüyor olmanız. Denizin temizliliğini daha fazla nasıl anlatabilirim bilmiyorum cam gibi, baktıkça içesiniz gelir desem yeridir.BeniM gittiğim yere gidebilmeniz için arabanın yarısını denizin içine sokup sol iki teker denizin içinde ortalama 100 metre gidiyorsunuz korkmayın arabanız sağlamsa deniz derin değil rahatça geçebilirsiniz çünkü oraya baska geçiş yolu yok. Arkadaşım ilk girdiğinde beni korkutsa da bişey olmadığını görünce ne kadar eğlenceli oldugunu gördüm:) Bu mükemmelliğin yanı sıra suyun dolayısıyla duşun olmayışı baslı başına bir sorundu ama orada tanıştığımız çadırda yaşayan bir amcanın daha önce su şişelerine depoladığı şişelerle aldıgımız duş da farklı bir tecrübeydi bizim için:) Ayrıca şu cennet diyarını attıkları çöplerle pisleten, içtikleri bira şişelerini denize girilen yerlerde kıran ve öylece bırakan insanları Allah'a havale ediyorum. herşeye rağmen gidilmesi, güzel bir mangal keyfi yaşayıp muhteşem denizin tadının çıkarılması gereken bir yerdi Boğsak.














Kanlıdivane:


Mersin-silifke kara yolu üzerinde bulunan ayaşı geçtikten 1-2 km sonra yolun sağ tarafınızda gördüğünüz kanlidivane levhasından içeri sapıp ortalama 3 km sonra ulaşacağınız, yerleşimi ve kurulumu millattan önceki yıllara dayanan tarihi bir antik kenttir.

Milattan önce bu şehirde zeytinyağı ve şarap üretimi üretilip buradan üretilen bu ürünler kızkalesi limanına yanaşan gemiler tarafından dünyanın dört bir tarafına gönderilirmiş. Daha sonraları Hristiyanların daha doğrusu bizansların bu şehri fethiyle şehir suçluların vahşi hayvanlar tarafından cezalandırılması için kullanılmıştır. Bu Antik şehrin içine girdiginizde biraz bakımsız olmasına rağmen harika bir büyüye kapılıyorsunuz. Orada neler yaşandığını hayal ettiğinizde, zaman tünelini kullanıp  şöyle bir 2000 yıl öncesine,  gerçekten o yaşanmış anlara gidiyorsunuz.

 Bu tarihi yere girebilmek için 5 lira ödenmesi gerekiyor fakat bu alanın kapısına girmeden soldaki yoldan gidersenz arkadan dolasıp bedavaya cıkarabilirsiniz bu geziyi aman benden duymuş olmayın:)










Caddeden sağa saptıktan sonra geçtiğiniz yol üzerinde sıkmacılar börekçileri göreceksiniz köy kahvaltıları falan. Meraklıları için tadına bakmanızı tavsiye ederim.







16 Temmuz 2012 Pazartesi

Film-Dizi köşesi


Gelmiş Geçmiş En iyi 10 yabancı dizi



1)LOST: Lost, Amerikan drama televizyon dizisidir. Program, Sidney, Avustralya'dan Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ne uçan bir yolcu uçağının kaza yapması sonucu Güney Pasifik'te gizemli bir adaya düşen kazazedelerin hikâyelerini konu edinmektedir. Her bölüm tipik olarak adada geçen ana hikâyenin yanı sıra, bir karakterin hayatındaki bir başka noktaya ilişkin ikinci bir hikâyeye sahiptir, yine de diğer zaman ile ilgili olaylar düzeni bu formülü sonraki bölümlerde değiştirmektedir.

Yorum:Önerdiğim bir çok arkadaşımın hayran kaldığı bir çoğununda daha 2.bölümünden itibaren sıkılıp izlemediği, benim ise defalarca 5-6 bölüm ardarda izleyip sabahlara kadar uyumadığım uyurken bile rüyalarıma giren mükemmel gizem dolu fantastik bir dizi.



2)SPARTACUS Blood and sand:Tarihsel bir olayı konu alan Amerikan yapımı dizidir. Dizi tarihsel bir karakter olan Trakyalı asker Spartacus'ün köle olmasını ve bir gladyatöre dönüşümünü anlatmaktadır. Dizinin kaynağı Howard Fast'ın aynı isimde yazdığı kitaptır. Hikâye Milattan Önce 73-71 yıllarında Roma Cumhuriyeti'nde geçmektedir. İlk bölüm 22 Ocak 2010 tarihinde yayınlanmıştır.İlk sezonsa  13 bölümde tamamlanmıştır.

Yorum: konu olarak farklılık oluştursada kurgusu, savaş sahneleri ve efektleriyle 300 spartalı filmini çok andırıyor. ve içinde barındırdığı aşırı erotik sahnelerinden dolayı +18 yaş sınırı konulmuş bir dizidir.
 ilk sezondan sonra 2 sezon daha çekilmiştir fakat ilk sezonu benin favorimdir.





3)How I met your mother:Dizi, 2030 yılında, Ted Mosby'nin eşi ile nasıl tanıştığını çocuklarına anlatmasını konu alır. Bob Saget'in seslendirmesiyle asıl karakteri Ted "Size annenizle nasıl tanıştığımı anlatacağım." der ve dizi 2005 yılına döner. Bays ve Thomas dizideki arkadaşlığı kendi arkadaşlıklarından yola çıkarak yazmışlardır. Buna göre Ted karakterinde daha çok Bays öne çıkarken Marshall ve Lily karakterleri ise Thomas ve eşinden esinlenilmiştir.

Yorum:Hayatımda izlediğim en eğlenceli american dizisi. Filmin aşırı derecede komik olması dışında erkeklerin işine yarayacak birçok fantastik kız tavlama tüyoları da bulunuyor ilgililerine duyurulur:)






4)Prison Break: michael scofield (wentworth miller) çaresiz durumdadır. sansasyonel bir cinayet davası yüzünden idam cezasına mahkum olan ağabeyi lincoln burrows (dominic purcell) fox river devlet hapishanesi'nde infazını beklemektedir. bütün deliller aksini kanıtlasa da michael kardeşinin suçsuz olduğuna inanır. lincoln'un infazı yaklaşırken başka seçeneği kalmadığını düşünen michael ağabeyine yardım etmek için hapse girmeyi göze alarak bir banka soygunu gerçekleştirir. hapishanenin planlarını ele geçiren inşaat mühendisi michael, ağabeyini kaçırıp masumiyetini kanıtlamak üzere çok detaylı bir plan yapar. ancak michael hapise girdiğinde, lincoln'un idamının ardında çok büyük bir devlet komplosunun varolduğunu öğrenir. michael bir taraftan firar için cüretkar planını gerçekleştirmeye çalışırken diğer yandan dizinin her bölümünde bulmacanın bir parçası daha ortaya çıkar.

Yorum: Başrolde oynatan michael scofield'in muhteşem zekası ve sakinliği ve her bölümde karşılaşılan sorunları çözmesiyle kendine beni hayran bırakmıştı. toplam 4 sezondan oluşan bu dizinin her bölümünden sonra diğer bölümünü sabredemeden hemen izlemeye başlayacağınıza eminim.




5) Game of Thrones: Efsanevi Westeros topraklarını kontrol edebilmek için 7 soylu aile savaş vermekte, politik ve cinsel entrikalar çevrilmektedir. Bu aileler arasında, Stark, Lannister ve Baratheon aileleri öne çıkmaktadır...


Westeros kralı Robert Bratheon, eski bir arkadaşı olan Eddard Stark'a sağ kolu olması için teklif götürür. Eddard, kendinden önceki sağ kolun öldürüldüğünden şüphelendiği için, bu olayı araştırabilmek adına teklifi kabul eder. Sonra ortaya çıkar ki birden fazla aile tahta göz dikmiştir.
 Büyük denizin diğer tarafında ise, asırlardır hüküm süren ve Baratheon ailesi tarafından tahttan indirilen eski Targaryen ailesinin sağ kalan üyeleri de tekrar yönetimi ele alma planları yapmaktadır. Bu ve Greyjoy, Tully, Arryn, Tyrell ailelerinin de bulunduğu bir savaş başlar. Bunlar olurken, kuzeyde ise, eskilerden kalma bir kötülük uyanmaktadır. Savaş ve politik kargaşaların ortasında, insan ırkı ve bu dehşet karşısında duran tek şey ise, kendini dünyadan dışlayıp, kuzeyde kaybolan Gecenin Bekçileri'dir...

Yorum: Geniş senaryosu ve oyuncu kadrosuyla izlenmeye değer adı üstünde taht oyunlarını,entrikalarını konu alan bir dizi olan Game of Thrones ara ara gereksiz uzatmalarıyla uykumu getirsede, IMDB den aldığı 9.5 puanı bana göre haketmese de izlenebilecek diziler 1arasındadır.


6)Rome:Yıl İ.Ö. 52. Cumhuriyet, paylaşılan iktidar ve şiddetli kişisel rekabet ilkeleri üzerine kurulmuştu, tek bir adamın mutlak kontrolü ele geçirmesine asla izin verilmezdi. Ama şimdi bu temeller çatırdıyor, yozlaşma ve aşırılık onları yiyip bitiriyor.

Gaius Julius Sezar, sekiz yıllık savaşın ardından Galya'yı fethetmiş, Roma'ya dönüyor. Yanında savaşlarda tecrübe kazanmış, sadık adamlarıyla köleler, altın ve ganimetlerden oluşan, hayal edilemez büyüklüktü bir servet var. Elinin altında da, radikali sosyal değişiklik için popülist bir ajanda. Aristokrasi dehşete kapılıyor, Roma'ya girerse onu savaş suçlarından yargılamakla tehdit ediyorlar. Hassas iktidar dengesini sağlayabilecek kişi Senato'da: Sezar'ın (Ciarán Hinds) eski dostu, ortağı ve hamisi Pompey Magnus. Sezar'ın 13'üncü Lejyon'undan iki asker, Lucius Vorenus (Kevin McKidd) and Titus Pullo (Ray Steveneson), lejyonlarının çalınan ve lejyonun birleştirici simgesi olan bayrağını geri getirmek üzere Galya'ya gönderildiklerinde, merkezde durum bu.

Bu gidiş, onların kadim Roma'nın önemli gelişmelerine bulaşmalarına yol açacak bir olaylar zincirini başlatıyor. Aşk ve ihanet, efendiler ve köleler, karılar ve kocalar üzerine çarpıcı bir dram olan, dev bütçeli yapım Rome, bir cumhuriyetin yıkılışını ve bir imparatorluğun yaradılışını anlatıyor.


7)Walking dead: The Walking Dead bir zombi kıyametinin sonrasını anlatıyor; komadan uyandığında hastanenin ve yaşadığı kasabanın tamamen terk edilmiş olduğunu gören polis şefi Rick Grimes'in dünyası bir daha eskisi gibi olmayacaktır. Rick Grimes önderliğinde küçük bir grup insan, zombiordularından uzakta kendilerine yeni bir ev aramak için Birleşik Devletler genelinde seyahat etmektedir.
Atlanta’da ise küçük bir grup insan, ölümün köşe başında olduğu her an hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gün geçtikçe hayatta kalma koşulları zorlaşıyor. Rick ve diğerleri bu korkunç yeni dünyada savaş verirken insanlıklarına sığınabilecekler mi?



8)Camelot:Kral Uther’in beklenmedik ölümünün ardından kaos tüm Britanya’yı sarar. Krallık için karanlık bir gelecek öngören büyücü Merlin, Uther’in gizlice bir köylü gibi yetiştirilen oğlu ve varisi genç Arthur’u göreve çağırır. Ancak Arthur’un acımasız, hırslı üvey kardeşi Morgan taht için doğaüstü güçleri kullanmaktan çekinmeyecek ve ne pahasına olursa olsun Arthur ile savaşacaktır. Yeni Kral’ı zor günler beklemekte, tek tesellisi ise güzeller güzeli Guinevere idir. Ahlaki çelişkilerle karşı karşıya kalan Arthur, savaşla bölünmüş bir krallığı bir araya getirmek için akıl almaz bir sınava tabi tutulacaktır.

Starz kanalı “Camelot” adlı diziyi  önemli prodüksiyon sorunları- sebebiyle iptal etti. İrlanda’da çekilen kostümlü dramada, birkaç oyuncunun zamanlama çatışması yüzünden sorunlar yaşıyordu. Dizinin sezon finali 1,5 milyon izleyici çekse de Starz kanalı 2. sezonu çekmeyi reddetti.


9)Pacific:The Pacific, 2.Dünya savaşı sırasında, 1941-1945 yılları arasında Pasifik cephesinde geçen Amerika Japonya savaşlarını konu alıyor.
Dizi, üç denizci asker olan Robert Leckie, John Basilone ve Eugene Sledge karakterlerine ve onların birliklerine odaklanıyor. Bu üç karakter aynı zamanda dizinin kaynaklarını oluşturuyor.





10)Merlin:Merlin doğuştan sihir yeteneğine sahip olan bir çocuktur bu özellik onu diğer insanlardan ayırır.çünkü hiç bir büyücü doğuştan bu yeteneklere sahip değildir.annesi başka bir ülkede olan bir doktor dostuna mektup yazar Merlini anlatır ve ona yardımcı olmasını ister.Merlin doktorun yanına yola çıkar.
Gittiği yerde sihir ve büyü yapmayı kral yasaklamıştır ve cezası idamdır.merlin sihir yeteneğinin fakındadır ama nasıl kontrol edeceğini bilememektedir.kral büyü ve sihiri yasaklamayla birlikte ejderhalarıda yoketmiştir.ama sadece birtanesini sarayının derinliklerinde tutmaktadır.o ejderha merlinden kralı korumasını ister eğer kralı korumassa düşmanlarının onu öldüreceğini ve toprakları paylaşacağını söyler.merlin daha sonra bir kahramanlık yapıp kralın oğlunu ölmekten kurtarır ve kral merlini oğlunun hizmetkarı olarak ilan eder.artık bütün krallığın kaderi merlinin elindedir.

15 Temmuz 2012 Pazar

Learn english language as easy as possible ( Listening)


From my point of view listening is the most important part of the your english studying because understanding is one of the most important thing for me in the world.. I m gonna try to put here every day nice english song, movie, funny video and so on. enjoy with them :)
 first of all you should listen to this video to understand how much important to listening to improve english


today's video is about british accent.. Name is video is 'How to speak with a british accent!.


this is one of my favourite song and also you should watch this classic funny movie
Do you only wanna dance? this is perfect song for karaoke then you should do it :)

this video is introducing my city which call mersin and one of the most beatiful city in the world watch,listen and enjoy :)

I like this song so much listen to this song and try to make karaoke by yourself or with your friends :)



Learn English Language as easy as possible ( grammar english)

GRAMMAR






 first of all I would like to compare english languages with turkish languages:

 Word formation is different from turkish language in English language. In Turkish verb is last word of a sentence and it includes subject.

Turkish:                                                                        English:
ben    ingilizce çalışırım                                                   I        study  English      
 özne   nesne    yüklem                                                   subject  verb   object



1-1 the verb be:
Sözcükleri bir araya getirerek cümle kuramayız. Cümle Kurabilmemiz için mutlaka bir fiile ihtiyacımız vardır. Be fiili 'come,go,want,sit' vb. gibi asıl fiilimiz olmadığı zaman cümle kurmamızı sağlar. Be fiilinin şimdiki zaman ve geniş zaman biçimi aynıdır ve bu tense'lerle 'am,is,are' şeklinde kullanılır.


Singular Subject Pronouns                                         Plural Subject Pronouns
I                    am                                                             we      are
you               are                                                             you     are
he/she/it        is                                                                they    are

   I am usually go to cinema after school. (general)
   I am nervous now, because I m taking an exam in half and an hour. (present)

a) Be fiilini asıl fiil olarak kullanabileceğimiz başlıca 3 kalıp vardır.
   a) be+noun                                     b) be+adjective                          c) be+prepositional phrase
     I m a Student                                 He is tall                                      They are at home
     he is a polish                                  they are clever                              Pawel is from poland
     They are teachers                          it is very hot today                         She is at the bus-stop


b) Be yardımcı fiil olarak sürerlilik bildiren tense'lerle de kullanılır.
I am writing now
she is reading a book
they are watching a movie

The Present continuos Tense

Affirmative                                       Negative                                     Interrogative
I m writing now                                I m not writing now                     Am I writing now?
you are reading a book                    you are not a reading a book       are you reading a book?


NOT: Olumsuz soruyu iki şekilde sorabilirsiniz
 Am I not trying to help you?                                         Aren't you trying to help?
Are you not helping your mother?                                  Aren't you helping your mother?


The Simple Present Tense


Affirmative                                        Negative                                     Interrogative
I get up early                                    I dont get up early                     Do I get up early?
he studies hard                                 he doesnt study hard                 does he study hard?
it stands in the corner                      it doesn't stand in the corner     does it stand in the corner?

Not: Üçüncü tekil şahış için(he,she,it) fiil, olumlu -s takısı alır.


he reads a lot
she doesn't buy a newspaper regularly
does she come here everyday?

Frequency Adverbs( Sıklık Bildiren zaman zarfları)
always.................................................... all the time(hep, her zaman)
often.......................................................frequently  (sık sık)
usually.....................................................(genellikle)
sometimes/occasionaly..........................from time to time (bazen,ara sıra)
rarely......................................................(nadiren)
never......................................................(hiç bir zaman,asla)



I sometimes go to school
I usually visit my parents
I never go to cinema
I m always playing football
you are rarely come here

NOTE:  'What do you do?' sorusu kişinin neyle uğraştığını,işini sorar. Yani what is your job/occupation? sorusuyla aynı anlamı taşır.
what do you do?
-I m a teacher

'What do you do' sorusunu bir zaman zarfıyla kullanırsak sözü edilen zamanda ne yaparsın anlamına gelir
-What do you do at the weekends?
-I usually meet with friends

Vocabulary
nonprogressive                                                       Progressive
think: Sanmak, zannetmek                                       think:düşünmek
I Think she is a student                                             I m thinking about going abroad next year.

see:görmek                                                             see: görüşmek
I see lots of people in the street                                 doctor is seeing the applicant now


smell:kokmak                                                         Smell: koklamak
this parfume smells very nice                                    mother is smelling the flowers.


taste:(bir nesnenin tadından bahsediyorsak)             taste:tadına bakmak
this soup tastes awful.                                               the judges are tasting my dish right now.

feel:sezinlemek,ummak                                           feel: hissetmek
I feel something will happen                                     I feel better now

look: gibi görünmek                                                look:bakmak
you look ill                                                              why are you looking out of the window?

appear: gibi görünmek                                            appear:ortaya çıkmak
the teacher appears to be in a bad mood today.        the comedian is appearing nightly.

weigh: bir nesnenin ağırlığını söylerken                      weigh: tartmak
the baby weighs six kilograms                                   the butcher is weighing the meat now

be: genel bir durum ifade ederken am,is,are               be:konuşma anındaki değişim am,is,are+being
you are very rude (çok kabasın)                                you are being rude.(kabalaşıyorsun)

have:sahiplik bildiriyorsa                                          have:eylem bildiriyorsa                                    
I dont have much money                                           she is having breakfast now
I have got two children                                        


have-have got (sahiplik bilriyorsa ikiside aynı anlamda kullanılır

this is a video which is about simple present and present continuos tense




THE SIMPLE PAST TENSE


FORM
Affirmative                                               Negative                                Interrogative
I studied english                                         I didn't study english                Did I study English?
You worked hard                                      You didn't work hard              did you work hard?

Olumlu cümlelerde fillerin 2. yeni past tense hali kullanılır(live-lived,work-worked... gibi) olsumsuz cümle ve soru da ise fiillerin yalın hali kullanılır.

I lived in izmir
she didnt study hard enough to pass the exam
did you stay home yesterday ?

NOT: kısa cevapta did ve didn't kullanılır
-did you go to cinema last week?
-yes, I did OR no I didnt

a) düzenli fiillerin past biçimi, fiiln yalın haline -ed eklenerek elde edilir.
want-wanted    stay-stayed          shave-shaved

b)be fiilinin past biçimi 'was,were' şeklindedir.
I lived a village when I was a child
we weren't at home last night.

and this is video which is about simple past tense





15 Haziran 2012 Cuma

My trips in the European

Erasmusu kazandığımız bu hayatı yaşayacağımız şehre,ülkeye gittiğimiz andaki ilk düşüncelerden biri 'hadi vizeyi aldık bidaha nerden bulacaz bu fırsatı Avrupa'yı fethetmenin vakti geldi' dediğimiz anda başlıyoruz ya internetten bilgiler toplamaya işte umarım o bilgileri karıştırırken benim bu yazıma rasgelen birileri olur ve az sonra okuyacağınız Avrupa Seyehatlerimden biraz da olsa faydalanır. Bu düşünceyi belirtmemin sebeplerin biri de bu yazıyı yapma amaclarımdan birini acıklamak aslında.
Fazla uzatmadan Yaptığım gezileri anlatmaya altta paylaştığım linkin içinde olan gezi haritamla başlamak istiyorum.

http://www.travellerspoint.com/member_map.cfm#/tripid/358519

Bu Gezilerin içerisinde: Viyana, Budapeste, Roslaw, Varşova, Prag, Roma, Barcelona, Malaga, Ibiza, Valensiya, Porto, Memingem, Münih, Plzen  yer alıyor.

 Bazıları uğrak yerimizdi bazıları gitmeyi sabırsızlıkla beklediğimiz, bazıları hayallerimizi süsleyen, bazıları daha önce aklımıza bile gelmeyen, bazıları gördüğümüz şeylerden sonra hayal kırıklığı bazıları ise ağzımızı açarak izleyip 'bu ne abi ya adamlar yapmışlar' dediğimiz yerlerdi. Her biri benim için ayrı heyecan duygusuyla gittiğim farklı düşüncelerle, yeni bilgilerle, farklı bakış açılarıyla, yeni insanları tanımanın verdiği heyecan ve gördüğüm yerlerden sonra kendimle bazen gurur duyup aslında kendimi hep şanslı hissettiğim ve çektiğim onca fotoğrafı aileme, arkadaşlarıma anlatacağım, göstereceğimin heyecanıyla ayrıldığım ama hep aklımda işte bu sokağı, işte bu binayı, bu nehiri, bu agacı bu kumsalı işte bu insanları bidaha göremeyecem diye geçirip hüzünlenip hayatın enterasanlığını düşündüğüm, bazen gördüğüm harika yerleri şöyle uzun uzun izleyip iç geçirip aslında çoğu zaman kendi memleketimle kıyaslayıp  (hep o türk gururunu taşıdığımdan mıdır bilmiyorum) 'bizde daha iyisi var kardeşim ya' dediğim,  bazen grup içerisindeki arkadaşlarla haritada gitmek istediğimiz yerleri arama çabalarının heyecanla karışık strese dönüşüp bazen aslında çok komik tartışmalara girdiğimiz bazen kahkalar atarak geceyi tren istasyonunda geçirdğimiz bazende 'işte macera bu ya' dediğim, hayatım boyunca unutamayacağım anları yaşadığım gezilerdi.
 
  Yaptığım geziler hakkında kısa bir özetten sonra bunların hepsini ayrı ayrı başlıklar altında anlatıp hem bu yazıyı okuyanlara o yerler hakkında ufaktan da olsa bir fikir verip,gitmek isteyenlere plan aşamasında veya gittiği zaman kullanabileceği, faydası dokunacağını tahmin ettiğim bilgileri bazen çektiğim fotoğrafların yardımıyla vermeye çalışıp bir yandan yazarken bir yandan da o yerlerin resimlerine bakıp şöyle ufaktan bir anılarım arasında yolculuk yapmış olacam.

  Gezilerimi Anlatmaya başlamadan önce Avrupada seyehat edecek olan arkadaşlara tavsiyem şu uçak şirketinlerini kullanmaları çünkü bunlar hayal edebileceğinizden çok daha ucuz.. www.ryanair.com   www.vizzair.com  www.jetairfly.com.. bu uçaklarla 1-10 euro arasına hayal ettiğiniz yerlere uçmak çoğu zaman mümkün olabiliyor. Bir başka tavsiyem ise yolculuklarını kombine yapmaları yani tek bir ülkeye gidiş geliş değilde gittikleri ülkelerden başka ülkelere geçiş yapıp 3-4 ülkeyi birden gezmelerini tavsiye ediyorum tabi bu çok kolay olmayacak baştan söylemeliyim o tatil süresi zarfı içerisinde havaalanı, uçak görmekten size artık gına gelecek ama en ucuz tatil şekli de bu.

Viyana:

Viyana Avusturyanın başkenti ve ülkenin en büyük şehridir nufüsu 1,700,000 kişi civarındadır.
Viyana benim Erasmus hayatım içinde ilk yaptığım seyehatti daha çok acemiydim neler olduğunun farkında bile değildim daha Avrupaya geleli, bu bambaşka kültürü tanımaya, anlamaya başlayalı henüz 4 gün olmuştu ve ben bir başka Avrupa şehri Viyanaya gelmiştim.. Erasmus grubumuzun hepsiyle yani yaklaşık olarak 20 kişilik bir ekiple Sabahın ilk saatlerin Viyana yolculuğumuz başlamıştı. Fakat daha ilk otobüse bindiğimde yaklaşık 5 kişilik bir türk grubuyla karşılaştık onlarla birlikte Viyanaya vardığımızda henüz daha güneş açmamıştı havada aşırı derecede soğuktu bu yüzden ilk yapmak istediğimiz kapalı bir mekana sığınıp orda güneş tam açana kadar beklemek birseyler yemekti ve öylede yaptık. Ondan sonra o müthiş soğuğa biraz da güneşin açmasıyla aldırış etmeden gezimize başladık.. gördüğüm  farklı her binaya özellik şaşalı tarihi kiliselere bakıp hayranlığımı gizleyemiyordum.. Aslında o gezi benim için bir şehiri görüp tanımaktan ziyade dahil oldugum grup içindeki arkadaşlarımı tanıma onlarla nasıl iletişim kurabileceğimi anlama daha cokda beynimde olan ulan ben bu ingilizceyi nasıl anlayacam, konuşacam telaşı içinde geçti.. Bu yüzde çok fazla şehrin güzelliğine falan odaklanamadım ama hatırladığım üç beş şeyden bahsedecek olursam bunlardan biri şehire girdiğim andan itibaren almanca dilinden çok türkçe duymamdı yani şehirin içerisindeki türk nufüsunun fazlalığı kendini hissettiriyordu. Bunun dışında eğer yolunuz düşecek olursa Viyana'ya kesinlikle Luna Parkını ziyaret edin gördüğüm en muhteşem Luna Parktı.
 











BUDAPESTE:
Viyanadan gittiğim ikinci tarihi şehir olan budapesteyi Tuna Nehri Buda ve Peste olarak ikiye ayırıyor. Budapestedeyken yaptığım en güzel şey Tuna nehrini izlerken atalarımın Tuna Nehrinden nasıl gelip bu ülkeyi fethettiğini hayal etmekti.
 Yolculuğa akşam 5 sularında başlamıştık ve 5 saat sürek yolculuğun ardından kalacağımız yere varmıştık. İndiğimiz yerde Macar arkadaşlarımız, Budapeştede yaşayan ildiko ve agata bizi karşılamışlardı ve gezi boyuncada ellerinden gelen en iyi şekilde misafirperverlik yapıp bizi gezdirmişler hatta kalacak yerimizi ayarlamışlardı. Kendileri askeri okulda okuduğundan bizide askeri lojmanda ücretsiz bir şekilde kalmıştık. Tüm Erasmus grubu ve ek olarak da viyana'da tanıştığımız daha sonra samimi olduğumuz tamerinde katılımıyla ortalama 20 kişilik bir grupla yaptık şehir turunu. isim olarak birçok yeri hatırlamıyorum fakat
 aklımda kalan şeylerden biride gittiğimiz clubtı.gerçekten muhteşem bir yerdi 3 ayrı bölümü vardı ve her bölümde ayrı tarz müzik çalıyordu. Ve ikinci hatırladığım şey ise ildikolarda yediğimiz yemekti. ildikonun ailesi bizi yemeğe davet etmişti bütün arkadaşlar ikinci günümüzü orada yemek yiyerek sohbet ederek geçirdik.

 Etkilendiğim şeylerden biri ise Tuna Nehri kenarında bulunan yüzlerce ayakkabı. Bunlar ikinci dünya savaşında ölen kişilere ait olan ayakkabılardı. gerçekten trajedik bir andı bizim için.





 
 



14 Haziran 2012 Perşembe

Erasmus life in Dormitory and at School


FIRST SEMESTER
First of all i have to say that first semester was best university life for me. I had many best friends we were doing so many things. I had so many memory which i never will forget with them.
now i d like to speak about my first semester's friend by turn.

  dominik: He was one of the calmest person who i have seen before. He was really good friend with my roommate and he was always coming our room to speak with joseph and me. He had really general knowledge about life thats why  we were able to speak with really serious topic with him. He was loving sweedish country and their girls:) according to him our best memory is dankey which i spoke about in Budapest. I know that we never forget about that night :)

dominik from poland



Lena: At the beginning When i came to Brno when I saw her i thought that she is so nervous and angry person and I was afraid of the speaking with her after that when we did something all together i realized that yes she was nervous but she was really okay. as her english level was really good firstly I couldnt speak with her so much because my english was terrible :) I can say that she is really good dancer and she was one of the nicest and nervous girl in the world for me:)



















ilona: first when i saw her  i dont know why i thought that she cant be from poland she should be somewhere from middleasia:) because in my mind polish girls should be belond and they should have green or blue eyes also even she had slanting eyes :) but it wasnt important she was also one of the nicest person in the world. but when i think about her i remember that she was smoking so much :) once she was too drunk and she was sitting the in front of their door of room with lena :) i was trying to help them but they looked so funny:) I have many memory with her. and if i never can forget about somebody she is one of them.



ilona from poland










Niko: I never can forget about his laughter style even reception could listen to him when he laughed :) and i remember that he always was asking me 'whats up cihan' i was always saying good :) i know that he never forget this answer :) and he was really good dancer we have so many memory with him in Two Faces.



niko from bulgaria




ilko: His name should have been crazy because he was the one of the most crazy guy in the world. If i start to speak about our memory it never finish we have so many funny memory with him. Our best job was to go outside so speak with girl about some stupid thing he was asking girl if they have tattoo or if they d like their sister's boyfriend will have tattoo :) i know it sounds strange but he was crazy when he saw girl it is impossible to prevent him:) it doesnt matter they are big group they are drunk or stupid he was just going to speak with them :) once we were in some shopping and i was looking at something and one old guy fart and i heard this voice and i started to laugh then i told it to ilko then ilko went to him and ilko asked to man like 'why did you fart?' as he doesnt speak english he didnt anwer but ilko was still asking say me why why :) it was so funny:) i never can forget about ilko :)



ilko from bulgaria


Agata: She was soldier and when you see her firstly you can say yes she looks like real hard soldier :) firstly even i was afraid of her :) but then i realized that she had perfect nice polite charechteristic and our most important discussion topic was Atilla. She was saying that Atilla was from hungary i was saying maybe i m not exactly turkish man but Atilla was really turkish man:) and she loved to dance in disco also like me :)





agata from hungary











ildiko:first when i saw her  we were in the bus which we were coming from vienna. and she had some problem from her knees. when I realized that she had pain i felt quite bad. Anyway she is now okay and i can say that she is also one of the nicest person as others. But in the beginning i can say that when i see her she looked cold person but after when i try to speak she was quite friendly person and i cant forget when we were in budapest she and her family was perfect host for us.



 













ıvan-miroslava- gabrielova:they are all from bulgaria and ivan was soldier. As i dont have so many memory and they are really close with each other i d like to speak about them together. although we arent so close friends when i try to speak with them they were speaking with me also friendly. we were always speaking in the kitchen because usually they were cooking something at the same time with me and i realize thatour countries have so many same thing about cultural, meal so on.when i was in the kitchen i was listening to so much bulgarian word from them:) they are also so nice people for me.




gabriela from bulgaria



miroslava from bulgaria









ivan from bulgaria

























Ernestas: He was the coolest man who i have seen before if you would like to make fun with somebody just go and speak with erni:) He was so fun and i can say that so self-confident person:) for me our best conservation about some turkish desert:) i was saying that we have 2 kind of desert which you can choose when you have turkish girl. if your girl friend's brother or father catch you they will offer you 2 kind of desert one of them is called baklava, one of them is called helva. we are eating baklava when we decide to get marriage at the engaged celebration it means you must get marriage with that girl otherwise you will choose helva and we eat helva after somebody is death it means you ve chosen to be death :) ernest was so surprised about it and our second conservation about sin and good works.. when he did some bad thing he was saying me i lost point and when he did some good thing he was saying me it is to get point to spend it by drinking:)



ernes from lithuanian




















Mateusz: He is one of the perfect person for me in my life. he had perfect charachtaristic. i can say that everybody should have this kind of friend. i never saw him when he was angry,nervous or something like this. he was always smiling, laughing even if he was so busy when i asked to him he was trying to answer me. except these he was also perfect host for us in poland i know that he tried his best.




mateusz from poland
















Pawel: He was my brother and he will stay as a my borther forever. I never forget about him. at the beginning we werent speaking so much sometimes just when we saw each other we just saying hello thats all after that we realize that we are so fun for each other and for everybody after that we started to be best friend we were always together and he is the one of the most funny guy for me :) when i was in poland he was also perfect host for me. and when he came Brno with his polish friend for me that night was one of the most amazing night in the two faces. We have a lot of memory together when i need him he was always with me this is the enough to be good friend with him.
pawel from poland
























Dasa: Actually we werent speaking so much each other because she was always in her room but when she joint us i realized that she is so nice person and she was really beatiful girl and firstly when she said me about her age i was shocked:) and my best memory with her was in again two faces with her slovakian friend it was amazing night for me too.


dasa from slovakia





Vlada: For me she had perfect character she was always smiling, laughing making fun. i didnt see her when she was angry or something like this she always gave me good, positive feeling. as she was good with my roommate she was coming my room always to speak with joseph and i always was saying to her you are gonna come for me next time:) and when we went to club she was my dance partner :)


vlada from slovakia






joseph: He was my room mate. if somebody will have room-mate he must have roommate who is like joseph. he was perfect roommate we never had problem with him. since first time we just make fun with each other even as our english is not so good we couldnt speak so much but it was enough to look each other to laugh long time. we were dancing, singing in our room always we had fun so much. he is one of the my best friend in my life.



joseph from slovakia


Ahmet: I can say that if you would like to speak with somebody about everything he should be exactly ahmet. go and just speak about everything  maybe you have some problem just go to ahmet and speak with him. he is gonna listen to you until you will be silent for sure. or if you d like to make fun just say something and start to speak about some funny things he is also one of the best funny guy:) and i never saw guy who loves one girl this much. i hope that we are gonna keep in touch always together.
ahmet from Turkey










Fatih: He is also one of the most funny guy he is always laughing. easy to make him fun just say something then listen to his laughters:) we have plenty of memory together. Especially second semester we alwasy were together to go out to do something. I cant forget about our club's day with him we always were going to club to have fun.especially i never can forget about our journey which we were returning from Prague and we were speaking about some girl who was sitting front of us we said so many terrible thing in turkish about her then when i asked girl like do you have problem in english she respond me with turkish language and we realize that she was from turkey and we started to laughed to much but we also felt terrible it was very interesting and funny experience in our erasmus life because we understand we mustnt speak bad things about girl especially in the bus:) I hope also about him that we are gonna meet with each other during all our life.






fatih from Turkey















We were all together like a family and i never can forget about that time and those people. my door will be opening during life whenever they want they can come to see me and i hope i m gonna see each of them in my life..