15 Haziran 2012 Cuma

My trips in the European

Erasmusu kazandığımız bu hayatı yaşayacağımız şehre,ülkeye gittiğimiz andaki ilk düşüncelerden biri 'hadi vizeyi aldık bidaha nerden bulacaz bu fırsatı Avrupa'yı fethetmenin vakti geldi' dediğimiz anda başlıyoruz ya internetten bilgiler toplamaya işte umarım o bilgileri karıştırırken benim bu yazıma rasgelen birileri olur ve az sonra okuyacağınız Avrupa Seyehatlerimden biraz da olsa faydalanır. Bu düşünceyi belirtmemin sebeplerin biri de bu yazıyı yapma amaclarımdan birini acıklamak aslında.
Fazla uzatmadan Yaptığım gezileri anlatmaya altta paylaştığım linkin içinde olan gezi haritamla başlamak istiyorum.

http://www.travellerspoint.com/member_map.cfm#/tripid/358519

Bu Gezilerin içerisinde: Viyana, Budapeste, Roslaw, Varşova, Prag, Roma, Barcelona, Malaga, Ibiza, Valensiya, Porto, Memingem, Münih, Plzen  yer alıyor.

 Bazıları uğrak yerimizdi bazıları gitmeyi sabırsızlıkla beklediğimiz, bazıları hayallerimizi süsleyen, bazıları daha önce aklımıza bile gelmeyen, bazıları gördüğümüz şeylerden sonra hayal kırıklığı bazıları ise ağzımızı açarak izleyip 'bu ne abi ya adamlar yapmışlar' dediğimiz yerlerdi. Her biri benim için ayrı heyecan duygusuyla gittiğim farklı düşüncelerle, yeni bilgilerle, farklı bakış açılarıyla, yeni insanları tanımanın verdiği heyecan ve gördüğüm yerlerden sonra kendimle bazen gurur duyup aslında kendimi hep şanslı hissettiğim ve çektiğim onca fotoğrafı aileme, arkadaşlarıma anlatacağım, göstereceğimin heyecanıyla ayrıldığım ama hep aklımda işte bu sokağı, işte bu binayı, bu nehiri, bu agacı bu kumsalı işte bu insanları bidaha göremeyecem diye geçirip hüzünlenip hayatın enterasanlığını düşündüğüm, bazen gördüğüm harika yerleri şöyle uzun uzun izleyip iç geçirip aslında çoğu zaman kendi memleketimle kıyaslayıp  (hep o türk gururunu taşıdığımdan mıdır bilmiyorum) 'bizde daha iyisi var kardeşim ya' dediğim,  bazen grup içerisindeki arkadaşlarla haritada gitmek istediğimiz yerleri arama çabalarının heyecanla karışık strese dönüşüp bazen aslında çok komik tartışmalara girdiğimiz bazen kahkalar atarak geceyi tren istasyonunda geçirdğimiz bazende 'işte macera bu ya' dediğim, hayatım boyunca unutamayacağım anları yaşadığım gezilerdi.
 
  Yaptığım geziler hakkında kısa bir özetten sonra bunların hepsini ayrı ayrı başlıklar altında anlatıp hem bu yazıyı okuyanlara o yerler hakkında ufaktan da olsa bir fikir verip,gitmek isteyenlere plan aşamasında veya gittiği zaman kullanabileceği, faydası dokunacağını tahmin ettiğim bilgileri bazen çektiğim fotoğrafların yardımıyla vermeye çalışıp bir yandan yazarken bir yandan da o yerlerin resimlerine bakıp şöyle ufaktan bir anılarım arasında yolculuk yapmış olacam.

  Gezilerimi Anlatmaya başlamadan önce Avrupada seyehat edecek olan arkadaşlara tavsiyem şu uçak şirketinlerini kullanmaları çünkü bunlar hayal edebileceğinizden çok daha ucuz.. www.ryanair.com   www.vizzair.com  www.jetairfly.com.. bu uçaklarla 1-10 euro arasına hayal ettiğiniz yerlere uçmak çoğu zaman mümkün olabiliyor. Bir başka tavsiyem ise yolculuklarını kombine yapmaları yani tek bir ülkeye gidiş geliş değilde gittikleri ülkelerden başka ülkelere geçiş yapıp 3-4 ülkeyi birden gezmelerini tavsiye ediyorum tabi bu çok kolay olmayacak baştan söylemeliyim o tatil süresi zarfı içerisinde havaalanı, uçak görmekten size artık gına gelecek ama en ucuz tatil şekli de bu.

Viyana:

Viyana Avusturyanın başkenti ve ülkenin en büyük şehridir nufüsu 1,700,000 kişi civarındadır.
Viyana benim Erasmus hayatım içinde ilk yaptığım seyehatti daha çok acemiydim neler olduğunun farkında bile değildim daha Avrupaya geleli, bu bambaşka kültürü tanımaya, anlamaya başlayalı henüz 4 gün olmuştu ve ben bir başka Avrupa şehri Viyanaya gelmiştim.. Erasmus grubumuzun hepsiyle yani yaklaşık olarak 20 kişilik bir ekiple Sabahın ilk saatlerin Viyana yolculuğumuz başlamıştı. Fakat daha ilk otobüse bindiğimde yaklaşık 5 kişilik bir türk grubuyla karşılaştık onlarla birlikte Viyanaya vardığımızda henüz daha güneş açmamıştı havada aşırı derecede soğuktu bu yüzden ilk yapmak istediğimiz kapalı bir mekana sığınıp orda güneş tam açana kadar beklemek birseyler yemekti ve öylede yaptık. Ondan sonra o müthiş soğuğa biraz da güneşin açmasıyla aldırış etmeden gezimize başladık.. gördüğüm  farklı her binaya özellik şaşalı tarihi kiliselere bakıp hayranlığımı gizleyemiyordum.. Aslında o gezi benim için bir şehiri görüp tanımaktan ziyade dahil oldugum grup içindeki arkadaşlarımı tanıma onlarla nasıl iletişim kurabileceğimi anlama daha cokda beynimde olan ulan ben bu ingilizceyi nasıl anlayacam, konuşacam telaşı içinde geçti.. Bu yüzde çok fazla şehrin güzelliğine falan odaklanamadım ama hatırladığım üç beş şeyden bahsedecek olursam bunlardan biri şehire girdiğim andan itibaren almanca dilinden çok türkçe duymamdı yani şehirin içerisindeki türk nufüsunun fazlalığı kendini hissettiriyordu. Bunun dışında eğer yolunuz düşecek olursa Viyana'ya kesinlikle Luna Parkını ziyaret edin gördüğüm en muhteşem Luna Parktı.
 











BUDAPESTE:
Viyanadan gittiğim ikinci tarihi şehir olan budapesteyi Tuna Nehri Buda ve Peste olarak ikiye ayırıyor. Budapestedeyken yaptığım en güzel şey Tuna nehrini izlerken atalarımın Tuna Nehrinden nasıl gelip bu ülkeyi fethettiğini hayal etmekti.
 Yolculuğa akşam 5 sularında başlamıştık ve 5 saat sürek yolculuğun ardından kalacağımız yere varmıştık. İndiğimiz yerde Macar arkadaşlarımız, Budapeştede yaşayan ildiko ve agata bizi karşılamışlardı ve gezi boyuncada ellerinden gelen en iyi şekilde misafirperverlik yapıp bizi gezdirmişler hatta kalacak yerimizi ayarlamışlardı. Kendileri askeri okulda okuduğundan bizide askeri lojmanda ücretsiz bir şekilde kalmıştık. Tüm Erasmus grubu ve ek olarak da viyana'da tanıştığımız daha sonra samimi olduğumuz tamerinde katılımıyla ortalama 20 kişilik bir grupla yaptık şehir turunu. isim olarak birçok yeri hatırlamıyorum fakat
 aklımda kalan şeylerden biride gittiğimiz clubtı.gerçekten muhteşem bir yerdi 3 ayrı bölümü vardı ve her bölümde ayrı tarz müzik çalıyordu. Ve ikinci hatırladığım şey ise ildikolarda yediğimiz yemekti. ildikonun ailesi bizi yemeğe davet etmişti bütün arkadaşlar ikinci günümüzü orada yemek yiyerek sohbet ederek geçirdik.

 Etkilendiğim şeylerden biri ise Tuna Nehri kenarında bulunan yüzlerce ayakkabı. Bunlar ikinci dünya savaşında ölen kişilere ait olan ayakkabılardı. gerçekten trajedik bir andı bizim için.





 
 



14 Haziran 2012 Perşembe

Erasmus life in Dormitory and at School


FIRST SEMESTER
First of all i have to say that first semester was best university life for me. I had many best friends we were doing so many things. I had so many memory which i never will forget with them.
now i d like to speak about my first semester's friend by turn.

  dominik: He was one of the calmest person who i have seen before. He was really good friend with my roommate and he was always coming our room to speak with joseph and me. He had really general knowledge about life thats why  we were able to speak with really serious topic with him. He was loving sweedish country and their girls:) according to him our best memory is dankey which i spoke about in Budapest. I know that we never forget about that night :)

dominik from poland



Lena: At the beginning When i came to Brno when I saw her i thought that she is so nervous and angry person and I was afraid of the speaking with her after that when we did something all together i realized that yes she was nervous but she was really okay. as her english level was really good firstly I couldnt speak with her so much because my english was terrible :) I can say that she is really good dancer and she was one of the nicest and nervous girl in the world for me:)



















ilona: first when i saw her  i dont know why i thought that she cant be from poland she should be somewhere from middleasia:) because in my mind polish girls should be belond and they should have green or blue eyes also even she had slanting eyes :) but it wasnt important she was also one of the nicest person in the world. but when i think about her i remember that she was smoking so much :) once she was too drunk and she was sitting the in front of their door of room with lena :) i was trying to help them but they looked so funny:) I have many memory with her. and if i never can forget about somebody she is one of them.



ilona from poland










Niko: I never can forget about his laughter style even reception could listen to him when he laughed :) and i remember that he always was asking me 'whats up cihan' i was always saying good :) i know that he never forget this answer :) and he was really good dancer we have so many memory with him in Two Faces.



niko from bulgaria




ilko: His name should have been crazy because he was the one of the most crazy guy in the world. If i start to speak about our memory it never finish we have so many funny memory with him. Our best job was to go outside so speak with girl about some stupid thing he was asking girl if they have tattoo or if they d like their sister's boyfriend will have tattoo :) i know it sounds strange but he was crazy when he saw girl it is impossible to prevent him:) it doesnt matter they are big group they are drunk or stupid he was just going to speak with them :) once we were in some shopping and i was looking at something and one old guy fart and i heard this voice and i started to laugh then i told it to ilko then ilko went to him and ilko asked to man like 'why did you fart?' as he doesnt speak english he didnt anwer but ilko was still asking say me why why :) it was so funny:) i never can forget about ilko :)



ilko from bulgaria


Agata: She was soldier and when you see her firstly you can say yes she looks like real hard soldier :) firstly even i was afraid of her :) but then i realized that she had perfect nice polite charechteristic and our most important discussion topic was Atilla. She was saying that Atilla was from hungary i was saying maybe i m not exactly turkish man but Atilla was really turkish man:) and she loved to dance in disco also like me :)





agata from hungary











ildiko:first when i saw her  we were in the bus which we were coming from vienna. and she had some problem from her knees. when I realized that she had pain i felt quite bad. Anyway she is now okay and i can say that she is also one of the nicest person as others. But in the beginning i can say that when i see her she looked cold person but after when i try to speak she was quite friendly person and i cant forget when we were in budapest she and her family was perfect host for us.



 













ıvan-miroslava- gabrielova:they are all from bulgaria and ivan was soldier. As i dont have so many memory and they are really close with each other i d like to speak about them together. although we arent so close friends when i try to speak with them they were speaking with me also friendly. we were always speaking in the kitchen because usually they were cooking something at the same time with me and i realize thatour countries have so many same thing about cultural, meal so on.when i was in the kitchen i was listening to so much bulgarian word from them:) they are also so nice people for me.




gabriela from bulgaria



miroslava from bulgaria









ivan from bulgaria

























Ernestas: He was the coolest man who i have seen before if you would like to make fun with somebody just go and speak with erni:) He was so fun and i can say that so self-confident person:) for me our best conservation about some turkish desert:) i was saying that we have 2 kind of desert which you can choose when you have turkish girl. if your girl friend's brother or father catch you they will offer you 2 kind of desert one of them is called baklava, one of them is called helva. we are eating baklava when we decide to get marriage at the engaged celebration it means you must get marriage with that girl otherwise you will choose helva and we eat helva after somebody is death it means you ve chosen to be death :) ernest was so surprised about it and our second conservation about sin and good works.. when he did some bad thing he was saying me i lost point and when he did some good thing he was saying me it is to get point to spend it by drinking:)



ernes from lithuanian




















Mateusz: He is one of the perfect person for me in my life. he had perfect charachtaristic. i can say that everybody should have this kind of friend. i never saw him when he was angry,nervous or something like this. he was always smiling, laughing even if he was so busy when i asked to him he was trying to answer me. except these he was also perfect host for us in poland i know that he tried his best.




mateusz from poland
















Pawel: He was my brother and he will stay as a my borther forever. I never forget about him. at the beginning we werent speaking so much sometimes just when we saw each other we just saying hello thats all after that we realize that we are so fun for each other and for everybody after that we started to be best friend we were always together and he is the one of the most funny guy for me :) when i was in poland he was also perfect host for me. and when he came Brno with his polish friend for me that night was one of the most amazing night in the two faces. We have a lot of memory together when i need him he was always with me this is the enough to be good friend with him.
pawel from poland
























Dasa: Actually we werent speaking so much each other because she was always in her room but when she joint us i realized that she is so nice person and she was really beatiful girl and firstly when she said me about her age i was shocked:) and my best memory with her was in again two faces with her slovakian friend it was amazing night for me too.


dasa from slovakia





Vlada: For me she had perfect character she was always smiling, laughing making fun. i didnt see her when she was angry or something like this she always gave me good, positive feeling. as she was good with my roommate she was coming my room always to speak with joseph and i always was saying to her you are gonna come for me next time:) and when we went to club she was my dance partner :)


vlada from slovakia






joseph: He was my room mate. if somebody will have room-mate he must have roommate who is like joseph. he was perfect roommate we never had problem with him. since first time we just make fun with each other even as our english is not so good we couldnt speak so much but it was enough to look each other to laugh long time. we were dancing, singing in our room always we had fun so much. he is one of the my best friend in my life.



joseph from slovakia


Ahmet: I can say that if you would like to speak with somebody about everything he should be exactly ahmet. go and just speak about everything  maybe you have some problem just go to ahmet and speak with him. he is gonna listen to you until you will be silent for sure. or if you d like to make fun just say something and start to speak about some funny things he is also one of the best funny guy:) and i never saw guy who loves one girl this much. i hope that we are gonna keep in touch always together.
ahmet from Turkey










Fatih: He is also one of the most funny guy he is always laughing. easy to make him fun just say something then listen to his laughters:) we have plenty of memory together. Especially second semester we alwasy were together to go out to do something. I cant forget about our club's day with him we always were going to club to have fun.especially i never can forget about our journey which we were returning from Prague and we were speaking about some girl who was sitting front of us we said so many terrible thing in turkish about her then when i asked girl like do you have problem in english she respond me with turkish language and we realize that she was from turkey and we started to laughed to much but we also felt terrible it was very interesting and funny experience in our erasmus life because we understand we mustnt speak bad things about girl especially in the bus:) I hope also about him that we are gonna meet with each other during all our life.






fatih from Turkey















We were all together like a family and i never can forget about that time and those people. my door will be opening during life whenever they want they can come to see me and i hope i m gonna see each of them in my life..

12 Haziran 2012 Salı

BRNO' DA ERASMUS



Erasmus hakkında kısa bir görüş..


Hani hayatta hep deriz ya öyle bir fırsatım olsunki hem yatim hem para kazanim bir yandan tatil yaparken bir yandanda hafiften okula gidip bir şeyler öğreniyormuş gibi yapim:) işte bunu isteyen her öğrenci için kesinlikle Erasmus kaçırılmaması gereken bir fırsat..
Tabi bu saydıklarım genel bir bakış açısı, ayrıntıya indiğimde ise bu saydıklarımın üstüne geliştirdiğin dili, başka kültürleri tanıma fırsatını çok eğlenceli insanlarla arkadaşlık kurup çılgınlıkta bazen son noktayı gördüğünü ve avrupanın bir çok ülkesine seyahat etme fırsatı yakaladığınızı ekleyebilirim..


Brnoda erasmus
Kısaca Brnoyu tanıtırken vikipediadan aldığım şu küçük bilgiyi vereyim.

Brno (AlmancaBrünn), Çek Cumhuriyeti'nin en büyük ikinci kentidir. Guney Moravya ili ile Brno ilçesi merkezidir. Tarihsel Moravya'nın eski başkentidir.
Kasım 2010 tahminleri itibariyla şehir nüfusu 404,345 kişidir ve varoşlarıyla metro nüfusu 729,510 kişidir.





   Bu bölümde erasmusu yaptığım Çek Cumhuriyetinin İkinci büyük şehri olan Brno hakkında ince ince kullanılabilir biraz anılarla karışık bilgiler vermek istedim.
 Brno özellikle şehir merkezine indiğinizde sokağın ortasından geçen tramvayı gördüğünüzde istanbuldaki meşhur istiklal caddesini hatırlayacağınız daha önce söylediğim gibi Çek Cumhuriyetinin Prag'dan sonra ikinci en büyük, şirin şehridir.    Brno kenti tam bir öğrenci şehri olduğundan şehirde çok fazla yabancı uyruklu öğrencilerle karşılaşabilirsiniz bu yuzden şehrin içerisinde bol bol ingilizce pratik yapma şansı bulacağınızdan, iletişim sorunu çekmeyeceğinizden emin olabilirsiniz tabi şehir halkını bu konuda ayrı tutmam gerekecek.Brno halkının (öğrenciler dışında)%99 u ingilizce konuşamıyor bu anda devreye vucüt dili giriyor fakat ingilizce bilmemelerine rağmen kendi tecrübelerime dayanara söyleyebilirim ki bir şey sorduğunuzda halkın çoğunluğu size yardım etmek için baya bir uğraşıyorlar. Dışardan gördüğünüzde Avrupanın Genel halkı gibi çok soğuk gözüktüklerine aldırmayın sadece bir selamınız yeter saatlerce sohbet etmeye başlamanız için hatta bide tipik bir türk genciyseniz (kara kaş kara göz:) kesinlikle sizi gördüklerinde bir çoğu cümleye selamın aleyküm veya merhabayla başlayacaklardır ve arkasından uzun uzun sohbetler özellikle türk kültürü, avrupa kültürü ve dinler hakkında:)

 Çek halkı
Çek halkının davranışlarına biraz daha ayrıntılı yaklaşacak olursak, halkın 100de 90ı kesinlikle Bir Yaradan'in varligina inanmıyor inanlarında birçoğu hristiyanım deyip kiliseye inanmayan islamiyeti çok fazla merak eden ve kesinlikle dinimize büyük saygı duyan kesim. Simdiye kadar girdigim bircok muhabbet icerisinde cok ufak sorunlar disinda inanmayanlardan herhangi bir inancımızı zedeleyici incitici bir davranış bir söz görmedim duymadim. Buna ek olarak bu halk birayı çok seviyor aslına bakarsanız burası için bu gayet normal çünkü bira burada gerçekten şaka yapmıyorum sudan ucuz:) 0,8 kuruşa hatta bazen 0,5 kuruşa bira bulabilmeniz mümkün tabi bu bilgileri sadece bilgi olsun diye veriyorum içmenizi tavsiye etmek icin değil:) geceleyin dışarıya çıktığınızda kesinlikle ayık bir insan bulamazsınız fakat ben hayatımda bu kadar sarhoşu bir arada görüp bu kadar olaysız bir yaşantı görmedim 1 yıllık erasmus öğrencisiyim gözlerimle şahit olduğum 1 yada 2 küçük olay vardır. Geldiğinizde şaşıracağınız bir olayda trafik kuralları. Burda o kadar düzenli bir trafik yaşantısı varki ben daha herhangi buyuk bir kazaya rastlamadım hatta en ufak bir korna sesi duyduğumu hatırlamıyorum. (Gerçi yalan olmasın 1 defa bir korna sesi duydum o da kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye çalıştığım için banaydı:)

 Brno da Gece Hayatı
Bir çok sıkıcı konuya değinmişken bir çok öğrencinin özelliklede yakışıklı türk öğrencilerimizin merak ettiği kısmıda anlatmadan olmaz:)
 Erasmus Hayatım boyunca Avrupada yaklaşık 12-13 farklı şehirde 5-6 farklı ülkede bulundum fakat inanın bana burayı yani Brnoyu bu konuda 1 numaraya rahatça yerleştirebilirim. Bilmiyorum herkesin eğlence tarzını anlayışını fakat çılgınlıkta tavanı burda defalarca görebilirsiniz hatta tercihe göre yaşayabilirsiniz:)Avrupada eğlence günü olarak cuma günü olarak bilinir bazı yerlerdede cumartesi onun dışındaki günlerde dolu bir club, bar bulmanız imkansız gibi birşey. Fakat Brnoda pazar gecesi hariç her gece full bir club bulmanız mümkün fakat en iyi gün hangi gün diye merak ediyorsanız çarşamba,cuma ve cumartesi.


Brnodaki clublar:


Caribic: Çarşamba günü gerçek club müziklerini bazen mix şarkıları dinleyebileceğiniz, facebook sayfasından etkinliğe katılıyorum diye tıkladıktan sonra bedavaya girebileceğiniz ve erasmus öğrencilerinden uzak gerçek lokal halkı görüp onlarla eğlenebileceğiniz çok hoş bir mekan. 








TWO FACES: Bu club şehrin en meşhur ve en güzel clubı diyebilirim giriş sadece 5 lira ve çalan şarkılar dans tutkunlarını uçuracağına emin olabilirsiniz arasıra facebookdan sayfalarını takip ettiğinizde bazen bedava giriş şansı yakalayabilirsiniz. Erasmus Hayatımın en güzel anılarını bu clubda erasmus arkadaşlarımla yaşadım diyebilirim ve ülkeme döndükten sonra belkide en fazla özleyeceğim ilk 3 şey arasında yer alacak :)










Metro club: Rock ve 90 öncesi müziklerle coşmak isteyenler için tam adresi:)






Bu clublar Brnonun en popüler clubları bunlar dışında özellikle salı geceleri için Bastilla, cumartesi geceleri ve 90lar öncesi müzik severler için Livingstone u önerebilirim.




Brno hakkında kısa bilgiler vermeye devam edecek olursak:
                                                       Para brimi:
Para brimi olarak koronu kullanıyorlar onun hesaplamasını da şu şekilde yapıyoruz. türk lirasına 1 sıfır koydugumuz zaman bu koronun türk lirası karşılığındaki değerini gösteriyor. Yani 10 Koron demek 1 lira demek. Aslında tabiki tam olarak karşılığı bu değil ama biz yuvarlak hesap olsun diye bu şekilde hesaplıyoruz.









Şehirde yaşam pahalı mı?
  Buraya gelmeden önce bende bir çok öğrenci gibi acaba okuldan alacağım hibe orda geçinmeme ne kadar yetecek diye düşünüp duruyordum. Fakat size şöyle söyliyim aylık alacagınız ortalama 400 euro sizi çok rahat burda geçindirir. Geçindirmekten kastım şu; Aylık aldığım hibeye göre konuşacak olursam Ben burda şimdiye kadar ay param kalmadı bugun kuru sogan ekmek yiyim falan olmadım:) yani genelde canım ne istediyse yedim ailemdende ekstra para falan talep etmedim. Bunun yanında Avrupada bir çok şehri gezdim Brnoda gezmediğim görmediğim yer kalmadı diyebilirim. Yani alacağınız hibenin size rahatlıkla yeteceğine emin olabilirsiniz tabi parayı doğru kullanırsanız. 


Alışveriş merkezleri:
  Genelde bu şehirde 3 süpermarket tarzında küçük alışveriş merkezleri var ve alışverişimizi genelde buralardan yapıyoruz bunlar Lidl, Albert ve Billa. her birinin kendine göre avantajları var ben genelde lidl a gitmeyi tercih ediyorum. Lidl ın içerisinde normal türkiyede yediğimiz zeytin ve peynirleri yüzdeyüz aynı kalitede olmasada temin edebilirsiniz onun dışında suların üzerinde 'Neperliva' yazısını gördüğünüzde tamam bu su türkiyede içtiğim tadı veriyor diyebilirsiniz onun dışındaki suların hepsi asitli ve mineralli ki avrupalılar genelde bu tarz suları içmeyi tercih ediyorlar ilk tattığınızda yüzünüz fena eşkiyip hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz:) Albert bu 3 ü içerisinde en büyük alışveriş merkezi fakat ben buraya gitmeyi fazla tercih etmiyorum. Billaya da sadece kıyma almaya gidiyorum çünkü dana eti kıymasını bulabildiğim tek yer ve türkiyeye göre cok cok ucuz buradaki dana eti fiyatları. üzerinde hovězí maso yazan kıymaları etleri gördüğünüzde gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz domuz etimi acaba diye düşünmeden:) onun dışında krupice yazanlarda tavuk, bu konudada rahat olabilirsiniz fakat dışardan bir sandvic veya o tarz birşey yemek istediğinizde aklınızda olsun içerisinde salam tarzı birsey varsa %99 ihtimal domuz eti karışıktır. Bu 3 mini alışveriş merkezi dışında Tesco ve Kaufland adında 2 tane büyük alışveriş merkezleri var buralarda giyimden gıdaya takı setlerine kadar her türlü ıvırzıvırı bulabilirsiniz.
   






 Bunlar disinda burada halal shop diye tabir edilen kucuk dukkanlar var buralarda turk ve musluman kulturunden yiyecekleri bulabilirsiniz ozellikle ben yemedim ama cek arkadasimdan aldigim bilgiye gore cok guzel yuzdeyuz dana etinden yapilan sucuklar varmis.
Buraya koyacagim linkten inceleyebilirsiniz.. http://www.halal-maso.cz/halal-brno/
 10kg Halal balíček








Bunlardan bahsetmişken nerede döner kebap bulabileceğinizi söylemeden olmaz. Şehir merkezinde ana tren istasyonunun olduğu yerde( bu tren istasyonunun adı, okunuşu hlavni nadraji) Antalya Döner adında bir döner restaurantı bulabilir ve burada hemen hemen türkiyede yediğiniz lezzetli döner tadını bulabilirsiniz. Fakat fiyatı biraz Türkiyedeki lokantalardan pahalı ayranla yediğim dürüme 135 koron yani 13,5 lira ödedim.


Ayrica şehirde çok daha farklı yerlerde döneri cok daha ucuza yiyebilirsiniz özellikle her gece arkadaşlarla gitmezsek olmaz dediğimiz bir fastfood lokantası var çalışanları makedon türkü ve rahatça türkçe konuşabilirsiniz hatta gittiğinizde benden mutlaka selam iletin:) bu lokantadan yiyeceğiniz 35 koronluk hamburgerden sonra oraya bağımlı olacağınızı garanti edebilirim. Şuanda lokantanın ismini hatırlayamadım ama şehrin meydanı olan Freedom Square in sol arkasındaki sokaktan 20 metre içeri girdğinizde görebilirsiniz hatta Metro Clubdan çıkıp sola dönüp biraz yürüdüğünüzde rahatça görebilirsiniz.
  




şehir merkezi


Brno da Cami varmi?
Aslina bakarsaniz Brnoda bizim bildigimiz minareli cami yok fakat cuma namazlarini cemaatle kilabileceginiz kucuk fakat temiz cok sirin bir mescit var. Cuma namazinin saati 13:00 namaz bir arap imam tarafindan yonetiliyor ve vaazlar; hersey arapca.( Arapca vaazin arkasindan kisa bir cekce tercume yapiliyor). Genelde mescit dolu oluyor 
Gitmek isteyenler icin link: http://mesita.cz/
mescit


 Brnoya Turkiyeden nasil en ucuz ve en rahat sekilde ulasirim?
 Eminim Bircok kisinin aklindan acaba once bi viyanaya veya almanyadan bir sehire gidip sonra Brno ya gecsem daha mi mantikli daha mi ucuz diye geciyordur. Boyle dusunenler gercekten cok hakli cunku brnoya direk ucak olmadigindan en mantiklisi benimde kullandigim istanbul-viyana-Brno guzergahi ve hic sikinti telas yapmayin kesinlikle bu guzergahtan rahatca Brno merkezine ulasacaksiniz nasil mi? Once Istanbuldan aldiginiz biletle viyanaya geliyorsunuz viyana havaalanindan ciktiginiz gibi tam hatirlayamiyorum ama 8 tane farkli otobus sirketinin otobuslerini goreceksiniz. Soldan en sondaki olan sari renkli Student Agency Firmasina gidip ( tabi eger onceden internetten bilet almissaniz cok daha ucuza seyehat edeceksiniz ortalama 10euro civari) Brnoya gitmek istediginizi soliceksiniz ve hostes sizi bekletecek ta ki otobus dolana kadar sakin telas yapmayin genelde cok sanssiz degilseniz en son odeme yaptiktan sonra sizi iceri alacaklar. Sanssiz olmanizdan kastim bazen otobus tam dolarsa ve oturacak yer kalmazsa sizi muhtemelen almayacaklardir. Bu riski goze almak istemeyenler ve daha ucuz bir sekilde Viyanadan Brnoya gitmek isteyenler icin link:http://www.studentagency.cz/ 
 https://encrypted-tbn2.google.com/images?q=tbn:ANd9GcQOgI5p9fbsKwPVTMdCBGLm2Dl8GmypA2qB-V9kKso_-lkZ8rsg
  Bu firmayi praga olan yolculugunuz ayricada ozellikle cek cumhuriyeti ici ve diger yakin ulkelere olan yolculugunuzda rahatca kullanabilirsiniz. Student Agencyinin cay kahve ve sicak cikolata ikramlari bedava rahatca icebilirsiniz ve ozellikle sicak cikolatalarini tatmanizi tavsiye ediyorum.Bu firma disinda eurolines firmasinida tercih edebilirsiniz otobus yolculuklarinizda bu firmalar size yeterli olacaktir.
  
   Bu kisa ayrintiyi da verdikten sonra ve Brnoya ulastiktan sonra artik hersey kolay gideceginiz yere muhtemelen ilk olarak taksiyle gideceksiniz dikkat edin taksiciler ingilizce bilmiyor ve eger cek koronu uzerinizde yoksa guzel bir odemeyle taksiden ayrilabilirsiniz. Bunun icin cek koronu temin etmenizde yarar var bunuda ilk indiginiz yerden hemen temin edebilirsiniz.hlavni nadraji adli main train station u sordugunuz zaman herkes size gosterecektir onun icerisine girip euro=koron degisimi yapabilirsiniz size tavsiyem cok buyuk paralar degistirmeyin isinize lazim oldugu kadarini degistirin cunku daha uygun fiyatlara baska yerlerde ve zamanlarda degisim yapma sansiniz olacak.(tram ları kullanmadan once  büfe tarzı yerlerden 60dakıkalık bılet alın...60dk suresınce ulasımlarınız ucretsız olacaktır  yaklasık 25kron ve tram ıcınde bıletınızı makınalara okutun (sadece ılk bıldıgınız tramde))

UNIVERSITELERE ULASIM:
 
Mendel universitesi icin kalacagınız ''YURDA ULAŞIM'' şu sekilde olacaktır....

Main stationa geldıgınızde (otobus garı) garın hemen sol tarafında,bır durak var..hatta duragın yakınında bır gecit var mutlaka gorursunuz zaten... 9 numaralı tram'ın gectıgı durak...duraktaki tabelada ne zaman gectıgı yazıyor zaten... 9 numaraya bının yaklasık 4-5 durak sonra JUGOSLAVSKA da ıneceksınız,tram'ın ıcınde takıp edebılırsınız durakları bılgılendırme mevcut...ındıkten sonra duragın caprazdakı duraga gecıceksınız (karsısında bır restaurant var hatta yesil tabelalı) ordan 5 numaralı tram'e bının...son durakta ının...duragn ısmı ''STEFAKIKOVA CVRT'' ve sol donup asagıya dogru ınınce buyuk bır yurt goreceksınız ''D bloga'' gıdıp kalacagınız yerı ogrenebılırsınız...kayıt ıslemlerı orda yapılıyor eger gece gelıyorsanız 23.00ten sonra 92 nolu otobusle (durak grand otelın caprazında...zaten bı suru otobusu orda gorursunuz)yıne ''Stefanikovada cvrt'' duragında ıneceksınız
Universite yurda yurume mesafesıyle 10dk...



BRNO technology universitesi

12 yada 13 numaralı tram'larla son durak technology parkta ınıp..karsınızdakı dar patika tarzı yolu gecın...zaten bınaları goreceksınız baska yapılar yok yurdun dısında...





 UNIVERSITY OF DEFENCE

Gunduzleri main train stationdan bineceginiz 12-13-3 numarali tramblara binip yaklasik 7 istasyon sonra nerudova adli istasyonda indiginiz zaman karsiniza cikan buyuk binayi gordugunuzde yurda ve okula ulastiniz demektir. geceleride 99 ve 93 numarali tramblar geciyor.


MASARYK Universitesinin birkac yurdu var,onlarla ılgılı pek bılgım yok..universitenin sehır merkezındede bırcok kampusu var...


(Ayrica unutmadan belirteyim Turkiyeden Brnoya gitmek icin Diger bir secenek Istanbul-Prag-Brno fakat inanin bana bu yolu kullanmanizin hic bir mantigi yok hem 2 kat daha pahali hem biraz daha uzak viyanaya gore o yuzden viyanayi gonul rahatligiyla kullanabilirsiniz)





Bunlara Ek olarak Brnoda turk kahvesi sevenler, cok sayida farkli cay cesidi ni tatmak isteyenler ve ozellikle nargile tutkunlari icin tea rooms diye adlandirilan cay evleri var.
Meraklilari icin link: http://www.dpl.cz/?node=244

  Giyim Turkiyeye gore cok daha pahali ona gore tedbirinizi alin teknolojidede Turkiyeden pek farki olmamakla birlikte biraz daha ucuz diyebilirim.

  Gidalarida ck dert etmeyin acaba sunu bulamazmiyim diye falan da dusunmeyin ufak tefek ayrintilar disinda hemen hemen hersey Brnoda mevcut o yuzden yaniniza herhangi bi konserve veya hazir corba tarzi seyler getirerek zaten esyalarinizi zorla sigdirdiginiz bavulunuza yuk etmeyin.



  Sehir ici ulasimdan biraz daha ayrintili bahsedecek olursak genelde tramvay veya otobusle ulasim yapacaksiniz. Tramvay icerisinde kontrol hemen hemen hic yapilmiyor o yuzden egerki sehir merkezinden cok uzak yerde yasamiyorsaniz, bilet almazsaniz bedava bir sekilde sehir icinde yolculuk yapabilisiniz diyebilirim. Ben bugune kadar 1 yillik Brno hayatim boyunca  bir kac defa bilet aldim. fakat arkadaslarim Nadiren yapilan o kontrollerin birinde yakalanip yaklasik 70 lira olan cezayi odediler bu riskide unutmayin. Veya da aylik cok pahali olmayan biletlerden alip gonul rahatligiyla seyehat edebilirsiniz gunun 24 saati tramvay ve tren bulabilirsiniz ozellikle geceleyin otobuslerin ful oldugunu soylemek mumkun.
  
 
 

Sehirde gorulmesi gereken yerleri zaten geldiginizde mutlaka size birileri anlatacaktir sadece birtanesini ve en meshurunu soyleyecek olursam bu Spilberk Castledir. Bu kalenin icini muze gibi gezmekten ziyade geceleyin sikildiginizda gidip sehri Tepeden guzel bir manzara esliginde izleyip stres atip rahatlayabilirsiniz.
spilberk castle



Erasmus yasantimi ve tecrubelerimi sik sik guncelleyip kullanilabilir bilgiler vermeye calisacam ayricada ozel sorulari olanlar daha ayrintili bilgi almak isteyenler ozellikle vize sorunlari; saglik sigortasi ve o tarz aklima geldikce sinir oldugum konularda bile bana maille istedikleri zaman ulasabilirler size simdilik iyi erasmuslar diliyorum:))